Her gün, insanların hayvanlardan üstün olduğu fikri sessizce zihnimize işleniyor. O kadar ki, hayvanlara zarar vermek, onları görmezden gelmek hâlâ birçok yerde normalleştirilmiş durumda. Ama bu düşünceye teslim olmak zorunda değiliz. Aynı dünyayı paylaştığımız canlıları tanıdıkça, onlara saygı ve şefkatle yaklaşmayı da seçebiliriz. Çünkü sevgi yalnızca köpek ya da kediyle sınırlı değil; bütün türlere uzanmalı.
Sokakta, barınakta ya da arkadaşlarımın köpekleriyle vakit geçirirken onların ne kadar duyarlı karakterlere sahip olduğunu görüyorum. Sevgiyi nasıl gösterdiklerini, acıyı nasıl hissettiklerini gözlemledikçe, yalnız bırakılan ve hayatta kalma mücadelesi veren diğer canlar geliyor aklıma. Özellikle de kafeslere hapsolmuş, unutulmuş, terk edilmiş olanlar… Kalbim sıkışıyor ve içimde derin bir sorumluluk duygusu uyanıyor. Çünkü onların da bizim gibi bir hayat hakkı var — sevgiyi hak ediyorlar, güvende olmayı, görünmeyi hak ediyorlar.
Bu duygularla yaşarken bir kitap geçti elime: Peter Singer’ın Animal Liberation (Hayvan Özgürleşmesi). İnsan ve hayvan sevgisine dair yazılmış en duygusal ve en öğretici kitaplardan biri. Hayvanlara karşı hassastım. Çocukken kaldırımdan kurumuş solucan alıp çimlere koyan bendim, ilkokulda “köpek sevilmez, ısırır” diyen öğretmenle tartışan da bendim. Yolda arabayla çarpılıp bırakılan bir köpeği hemen veterinere götürüp, gözümün önünde hayatını kaybedişini izlediğimde bir şey netleşti: Hayatlarımız eşit değerde olmasa da can taşıyor olmamız bizi ortaklaştırıyor. Onları yok saymak, bana göre değil.
Zamanla hayatımda değişiklikler yaptım. Kullandığım ürünleri, giydiğim kıyafetleri, seçimlerimi daha çok düşünmeye başladım. Artık mesele sadece “ben” değilim; onlar da var. Ve bu farkındalık beni harekete geçirdi.
Pati Kolektif ‘in temelleri 2024 yilinin ağustos ayında “Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ardından yaşanan gelişmelerle atıldı. Benim gibi hayvanları çok seven birkaç arkadaşımla oluşturduğumuz Pati Kolektif için yasal düzenlemeyle birlikte sokak köpeği popülasyonundaki kontrolsüz artış, sokağa terk edilen kopeklere sahip çıkmak ve hasta köpekleri tedavi etmek amacıyla yola çıktık. Bu sorunlara bireysel çabalarla çözüm bulmanın yetersiz olduğunu fark edince, ortak değerlerde buluşan bir grup hayvansever olarak kolektif bir yapı kurma kararı aldık.
Burası, sadece hayvanları seven değil; onlar için bir şeyler yapan insanların bir araya geldiği bir oluşum. Çünkü mesele sadece kendimizi iyi hissetmek değil. Hayvanların sesi olmak, haklarını savunmak, görünmeyen yaşamlarını görünür kılmak istiyoruz.
Sahiplendirme süreçlerimizde büyük bir titizlikle ilerliyoruz. Barınaklarla ve gönüllü bakımevleriyle iş birliği yapıyor, sosyal medya üzerinden ihtiyaç duyulan ilanları paylaşıyoruz. Sokakta yardıma muhtaç bir köpekle karşılaştığımızda, onu sadece görüp geçmiyoruz. Kendi mecralarımızda ve Pati Kolektif üzerinden duyurular yaparak bir cana ulaşmaya çalışıyoruz.
Elbette sadece sahiplendirme değil, doğru eşleşme de çok önemli. Bu yüzden köpek sahiplenmek isteyen kişilere bazı sorular yöneltiyor, onların bu sorumluluğu taşıyıp taşıyamayacağını anlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizce bir köpek ile bir insan arasındaki bağ, yalnızca bir yuva değil; karşılıklı bir iyileşme hikâyesi de olabilir.
Etkinliklerimizle de hayvanlarla insanları bir araya getiren samimi alanlar kuruyoruz. Seramik atölyeleri, brunch buluşmaları, mum ve mama kabı yapım atölyeleri gibi yaratıcı ve destekleyici organizasyonlarla başladık. Markalarla iş birlikleri yaparak sosyal sorumluluk projeleri geliştirdik. Kurumsal sosyal sorumluluk, iç iletişim ve yaratıcı proje geliştirme konularında deneyimliyiz. Bu kapsamda Mor Pati Derneği ile çalışarak daha fazla cana ulaşabiliyoruz.
Çünkü bu dünya sadece bizim konforumuz için dönmüyor. Hayvanların da bu dünyada görünmeye, duyulmaya, sevilmeye ve korunmaya hakkı var. Biz onların adına konuşuyor, onların sesi oluyoruz. Ve birlikte daha adil, daha şefkatli bir gelecek kuruyoruz. Belki çıkış noktamız bu değildi ancak hayvanlarla bir arada oldukça insanların ne kadar iyileştiklerine tanık oluyorum. Umuyorum kolektif mutluluğa bu şekilde gideceğiz.











