İçeriğe atla
Tüm yazılar

Hayatı Hissetmeyi Ne Zaman Erteledik?

Yasemin Yurdakul

Güzel Anları Kaçırmak, Geçmişi Taşımak ve Nötr Yaşantıları Fark Edememek Üzerine

Modern yaşamın en görünmeyen etkilerinden biri, insanın yalnızca yorulması değil; yaşadığı anlarla olan temasını giderek kaybetmesi olabilir. Çünkü bugün birçok insan hayatın içinden geçiyor ama onu gerçekten deneyimleyemiyor ya da gerçek anlamda fark edemiyor. Günler tamamlanıyor, işler yetişiyor, toplantılar bitiyor, mesajlar cevaplanıyor, planlar yapılıyor. Ancak bütün bu akışın içinde hissedilen şey çoğu zaman yalnızca zihinsel bir hareketlilik oluyor. İnsan fiziksel olarak yaşamın içinde kalmaya devam ederken, duygusal olarak birçok anı ertelemeye ya da fark etmemeye başlıyor.

Bu durum özellikle güzel anlarla kurduğumuz ilişkide daha görünür hale geliyor. Çünkü birçok insan zor duygularla baş etmeye çalıştığını düşünüyor ama aslında neşeyi, huzuru ve sakinliği taşımakta ya da fark etmekte de zorlanıyor olabilir. Sürekli alarm halinde çalışan bir zihin, olumlu deneyimleri tehdit kadar hızlı işleyemiyor. Güzel bir an yaşanıyor ama birkaç saniye sonra zihinsel olarak başka bir konuya geçiliyor. Bir deneyimin içinde kalmak yerine onun üzerinden hızla geçiliyor. Bir başarı elde ediliyor ama beden onu hissedemeden yeni bir hedef düşünülmeye başlanıyor. Bazen olumlu olaylar bile küçümseniyor, minimize ediliyor ya da yeterince değerli görülmüyor. İnsanlar artık yalnızca yoğun değil, aynı zamanda hızlandırılmış bir yaşamın içinde yaşıyor. Bu hızın içinde ise birçok deneyim, tam anlamıyla hissedilemeden tüketiliyor.

Bunun önemli nedenlerinden biri de zihnin geçmiş duyguları sürekli aktif tutması olabilir. İnsan zihni tamamlanmamış deneyimleri taşıma eğilimindedir. Geçmiş kırgınlıklar, eski stresler, yoğun zihinsel yükler ya da sürekli devam eden içsel senaryolar, kişinin şimdiki anla temasını azaltabiliyor. Bu nedenle bazı insanlar fiziksel olarak bir ortamda bulunsa bile psikolojik olarak hâlâ saatler önce yaşadığı bir olayın içinde kalabiliyor. Sabah yaşanan bir tartışma bütün günün hissini etkileyebiliyor ya da geçmişte yaşanmış bir hayal kırıklığı, bugün yaşanan güzel bir deneyimin önüne geçebiliyor.

Bir olaydan çıkıp diğerine geçememek de modern yaşamın önemli psikolojik problemlerinden biri haline geliyor. Özellikle dijital hayatın yaşamın içine daha fazla entegre olmasıyla birlikte insanlar yalnızca yoğun yaşamıyor; aynı zamanda geçişsiz yaşamaya başlıyor. Sabah yaşanan psikolojik bir yük, günün sonraki saatlerini etkiliyor. İş hayatındaki baskı akşam yemeğindeki varlığı azaltıyor. Zihin bir deneyimi tamamlayamadan diğerine geçtiği için beden adeta açık sekmeler halinde yaşamaya başlıyor. Bu durum zamanla kişinin hem dikkat kapasitesini hem de duygusal esnekliğini etkileyebiliyor.

Anahtar kelimeler

Paylaş
WhatsAppXLinkedIn

Bunları da okuyabilirsin

Online Dergi
Online Dergi

Para Konuşulmayınca İlişki Ne Konuşur?

Para tartışmaları çiftlerde daha sık değil, daha ağır geçiyor. Aile stres modeli ekonomik baskının ilişkiye nasıl girdiğini, konuşulmayan rakamların evin içinde nasıl konuşmaya devam ettiğini anlatıyor. Konuşulmayan rakam, evin içinde başka yollardan konuşur. Para konuşmak bir ilişki yetkinliğidir.

Levâic
Online Dergi

Belirsizlikte 10 Mikro Dayanak

Belirsizlik dönemlerinde en yorucu şey ne olacağını bilmemek. Kontrol edebildiklerini ayırmaktan anlamı hatırlamaya, belirsizliğin içinde tutunacak on küçük dayanak. Güne haberle başlamak, günü alarmla başlatmaktır. İkinci sütun kaygıyı, birinci sütun eylemi besler. "Neden" netse yol kaybolmaz.

Levâic
Online Dergi

Kısa Yolun Vaadi

"Sistemi çözdüm" diye başlayan hikâyeler neden bu kadar çekici? Sosyal kanıt, kaçırma korkusu ve bulaşıcı anlatılar, kısa yol kültürünün hem katılanlara hem katılmayanlara ne yaptığını anlatıyor. Kısa yol, emeğin yorgunluğundan kurtulma vaadidir. Yavaş ilerlemek bir eksiklik değil, bir tercihtir.

Levâic