Sosyal medyanın gençlerin hayatına etkisi giderek artıyor ve bu platformların toplumsal ahlak üzerindeki tahribatı da gün geçtikçe büyüyor. Sosyal medya, gençleri ve çocukları kolayca popüler olma vaadiyle cezbederken, hayatlarını derinden etkiliyor ve bazen geri dönüşü olmayan izler de bırakıyor. “J. D.” gibi örnekler bu duruma çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. J. D., 6 yaşından itibaren sosyal medyada aktif olan, genç yaşta geniş bir yetişkin erkek takipçi kitlesine ulaşan ve ciddi bir gelir elde eden bir genç kızdır. Ancak bu popülerlik, henüz olgunlaşmamış bir birey için ağır bir yük haline gelmiştir. Binlerce erkeğin onu cinsiyetçi bir bakışla değerlendirmesi ve özel anlarını sosyal medyada para karşılığında paylaşması, gençlerin kişisel değerlerini bir “meta” olarak sunmalarına ve kişilik gelişimlerinde derin yaralar açmalarına bir örnektir. Toplumsal ahlak açısından, sosyal medya çocuk ve gençlerin kendi benliklerinden uzaklaşmalarını ve sahte bir kimlik oluşturmalarını etkileyen en önemli faktörlerden biri haline gelmektedir.
Gençler, popüler olmak için abartılı davranışlar sergileyerek gerçek kimliklerinden kopmakta ve sadece takipçilerin ilgisini çekmeye odaklanmaktalar. Bu süreçte, genç yaşta birer “tüketim aracı” haline geliyorlar ve bu durum ruh sağlıkları üzerinde ciddi tehlikeler barındırmaktadır. Ailelerin de bu davranışları desteklemesi, sosyal medya fenomeni olmayı gençlerin gözünde toplumsal değerlerden daha önemli hale getirmektedir. Sosyal medya platformları ise popülerlik ve etkileşim için “görsel içerik” üretimini teşvik etmektedir. Algoritmalar, daha fazla izlenme ve beğeni getiren içerikleri öne çıkararak kullanıcıları bu tür paylaşımlar yapmaya zorlamaktadır. Aslında en büyük tehdit, sosyal medyanın gençlerin mahremiyet algısını aşındırması ve onları sadece “daha fazla izleyici veya takipçi” kazanma odaklı düşünmeye yönlendirmesidir. Kullanıcıların ahlaki değerleri göz ardı ederek gençlere olumsuz yaklaşımlarda bulunması ve onların kişilik gelişimini olumsuz etkilemesidir.
Sonuç olarak, sosyal medya fenomeni olma hevesiyle başlayan bu süreç, gençlerin ruhsal ve toplumsal sağlığını tehlikeye atan, onları yalnızlaştıran bir hale gelmiştir. Bu nedenle, sosyal medya platformlarının gençlerin sağlıklı gelişimi için daha fazla sorumluluk alması ve ebeveynlerin bilinçli bir tutum sergilemesi gerekmektedir. Gençlerin kendilerini ifade ederken sınırlarını koruyabilmeleri için platformlarda mahremiyeti teşvik eden düzenlemeler yapılmalıdır. Özetle, sosyal medya çağında büyüyen gençler, toplumsal ahlakın sınırlarını zorlayan bir dijital kültür içinde yetişmekte ve bu durum hem bireysel hem de toplumsal değerleri derinden etkilemektedir. “J. D.” gibi örneklerde gördüğümüz üzere, genç yaşta popülerlik peşinde koşmak, onları ahlaki değerlerden uzaklaştırmakta ve sahte bir kimlik oluşturmaya itmektedir. Bu nedenle, sosyal medya platformlarının ve ebeveynlerin bu süreci bilinçli bir şekilde yönetmesi ve gençlere doğru değerleri ve erdemli davranışları aşılaması büyük önem taşımaktadır. Bu hususta özellikle aile bireylerine ve eğitimcilere örnek teşkil etmeleri açısından büyük bir sorumluluk düşmektedir.
Sosyal medyanın gençler üzerindeki etkileri gün geçtikçe daha görünür hale gelmekte ve bu platformların bireysel kimlik gelişiminden toplumsal değerlere kadar geniş bir yelpazede tahribata yol açtığı gözlemlenmektedir. Gençler, popülerlik kazanma arzusuyla, kendi kimliklerinden koparak sahte kimlikler geliştirmeye meyil göstermekte, ruhsal sağlıkları ve benlik değerleri üzerinde ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu süreçte sosyal medya algoritmalarının yönlendirmeleri, popüler içerikleri öne çıkararak gençleri mahremiyet sınırlarını zorlayan paylaşımlar yapmaya yöneltmektedir. Tüm bunların ışığında, gençlerin sağlıklı bir şekilde büyümesi, sosyal medya platformlarının daha fazla sorumluluk alması ve ebeveynlerin bilinçli bir tutum sergilemesiyle mümkün olacaktır. Toplumsal ahlakın korunması ve bireysel değerlerin sağlam bir zemine oturtulması için ailelerin ve eğitimcilerin rol modeli olmaları önem taşımaktadır.
Gençlerin sosyal medya etkilerinden korunmaları ve daha sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri için Levdanışmanlık ve rehberlik hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz. İlişki terapisi, aile içi iletişim ve sosyal medya etkilerine karşı bilinçli ebeveynlik gibi konularda sunduğumuz destek hizmetleri hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Anahtar kelimeler
Bunları da okuyabilirsin
Kendimle Olan İlişkimKısa Yolun Vaadi
"Sistemi çözdüm" diye başlayan hikâyeler neden bu kadar çekici? Sosyal kanıt, kaçırma korkusu ve bulaşıcı anlatılar, kısa yol kültürünün hem katılanlara hem katılmayanlara ne yaptığını anlatıyor. Kısa yol, emeğin yorgunluğundan kurtulma vaadidir. Yavaş ilerlemek bir eksiklik değil, bir tercihtir.
Kıtlık Beyni
Ay sonu yaklaşırken unutkanlık artıyorsa sebep dağınıklık olmayabilir. Kıtlık araştırmaları, para kaygısının dikkati nasıl daraltabildiğini; stres araştırmaları ise uzun süren belirsizliğin bedensel yükünü anlatıyor. Dolu bir zihin yargılanmayı değil, alan açılmasını bekler.
Para Araç mı, Amaç mı?
Zor dönemlerde para araç olmaktan çıkıp tek gündeme dönüşebiliyor. Gelir ve mutluluk araştırmaları, paranın önemli olduğunu ama asıl farkı onun hangi bağın içinde dolaştığının yarattığını gösteriyor. Para yetmediğinde amaç değil, gündem olur. Belirleyici olan miktar değil, paranın dolaştığı bağdır.

